Filistin davası bir din davası değildir

Burak Cop

Filistin davası bir din davası değildir

Burak Cop

ABC Gazetesi - 13 Aralık 2017

Kudüs meselesinin Ortadoğu ve Türkiye gündeminde yerini korumaya devam ettiği şu günlerde, AKP iktidarının Filistin’e desteğinin sahteliği, daha açık bir ifadeyle Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerin aslında ne denli güçlü olduğu hakkında bir yazı yazmayı düşünüyordum.

Ancak Trump’ın provokatif hamlesinden beri Türkiye’de devletin en tepesinden tutun da yandaş medyadaki bir takım kalem erbabına kadar iktidar çevrelerinin meseleyi bir cihat konusu olarak sunması, Kudüs’ün “Müslümanların kırmızı çizgisi” ilan edilmesi, yer yer antisemit ırkçılığa varan ifadeler, bazı yalın gerçeklerin hatırlatılmasını zorunlu kılıyor.

Dolayısıyla RTE/AKP rejiminin Filistin’e desteğinin ecnebilerin deyişiyle dudak hizmetinden (“lip service”), yani laftan ibaret oluşunu; esasen yıllardan beri Filistin’e hiçbir siyasi faydalarının olmayıp hep İsrail’e hizmet eden politikalar gütmelerini bir sonraki yazımda ele alacağım.

Okumakta olduğunuz yazı Filistin hakkında söz söylemekte son derece iştahlı ancak bir o kadar da cahil İslamcılarımıza, işin abc’sine dair bir takım temel bilgiler sunacak. Bunu da Filistin davasının sahiplerinin kendi davalarını nasıl tanımladıklarını aktararak yapacak (Yazının muhatapları “biz onların davalarını onlardan daha iyi tanımlarız” derse iş başka tabii).

***

1947’deki BM paylaşım planına göre İngiliz mandası altındaki Filistin’de Araplara bırakılan topraklar önce 1948, ardından da 1967 savaşlarıyla İsrail tarafından işgal edildi. 1948’de işgal edilen toprakların İsrail’in yanına kâr kaldığı, çözümün 1967 sınırlarına göre bir devletin kurulması olduğu, artık Filistin ulusal kurtuluş hareketinin tamamına yakını tarafından kabul edilmiş durumda (geçen Mayıs ayında yayınladığı yeni siyaset belgesiyle Hamas da bunu kabul etti).

Mevcut haliyle Filistin sorunu 1967’de işgal edilen Gazze Şeridi, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’nın siyasal statüsünün ne olacağı, 1948 ve 1967’de iki büyük dalga halinde bölge ve dünya ülkelerine yayılan mültecilerin akıbeti ve İsrail’in Doğu Kudüs-Batı Şeria’da genişletip durduğu yasadışı Siyonist yerleşimlerinin yarattığı gerilimle şekillenen bir ulusal sorundur. Filistin ulusunun varoluş, kendini geliştirme ve kendi kaderini tayin hakkının Siyonist İsrail devleti tarafından baltalanmasından kaynaklı ulusal bir meseledir. Din meselesi değil.

Çünkü her şeyden evvel Filistinlilerin hepsi Müslüman değil. Müslüman olanların da ancak bir kısmı Hamas ve İslami Cihad gibi İslamcı örgütlerin ideolojisini paylaşıyor. İsrail vatandaşı Araplar da dâhil olmak üzere Filistin ulusunun bir kısmı Hıristiyan’dır. Batı ülkelerine göç etmiş Filistinliler arasında Hıristiyanların oranı biraz daha yüksek olmakla beraber diasporadaki ikinci, üçüncü kuşağın mensupları da Filistin ulusal kimliğini taşımaya devam ederler.

Birbirinden kopuk iki parça halinde olan işgal altındaki topraklardan Gazze Şeridi İslamcı Hamas’ın, Batı Şeria ise seküler Fetih’in kontrolündedir. Filistin Yönetimi’nin, yani devletin mührü Fetih’in elindedir. Gazze’de radikal sol FHKC’nin de tabanı bulunmaktadır (ve elbette Batı Şeria’da da).

Şimdi adı geçen 3 örgütün, kendi ifadelerine dayanarak, Filistin sorununu bir din meselesi olarak görüp görmediklerine bakalım.

***

FHKC Merkez Komite üyesi Halil Makdisi 3 yıl önce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“FHKC, dini bir örgüt değildir ve direnişimiz dini saiklere dayalı değildir. Biz, halkımıza dayatılan yerleşimci sömürgeci projeden Filistin'i kurtarmak için mücadele ediyoruz. Dünya genelindeki Yahudi halkına mesajımız, Filistin-İsrail çatışması asla Müslümanlar ile Yahudiler arasında bir çatışma olmamıştır. Dünya genelinde binlerce Yahudi’nin Filistin kurtuluş mücadelesine katıldığını ve boykot hareketlerine öncülük ettiğini biliyoruz. 1,5 milyar Müslüman kardeşimize FHKC'nin göndermek istediği mesaj: Bizim savaşımız Yahudiler ile değildir ve dine dayanmamaktadır”.

FHKC ayrıca emperyalizmle işbirliği içindeki İslami hareketlerin (bu ifadeyle, AKP’nin Türkiye şubesi olduğu Müslüman Kardeşler de kastedilmektedir) antisemit propagandasının farklı ülkelerdeki Yahudilerin İsrail’e göçünü teşvik ettiğini, bu göçmenlerin işgal altındaki topraklarda bulunan yasadışı Yahudi yerleşimlerinin insan kaynaklarından birini oluşturduğunu, dolayısıyla siyonizme hizmet ettiğini savunmaktadır.

***

Fetih’in pozisyonunu görmek içinse yakın tarihli bir belgeye, Filistin Dışişleri Bakanlığı’nın 7 Aralık günkü resmi açıklamasına bakalım. Trump’ın meşum Kudüs hamlesini kınayan açıklamadaki paragraflardan birinde şu ifadeler geçiyor:

“Trump Yönetimi’nin İsrail sömürgeciliğine illegal desteği, dini duygu ve gerilimleri ateşleme ve soruna sahte ancak yangın çıkarıcı bir dini boyut katma tehdidi taşıyor. Bu özellikle tehlikelidir ve anlaşmazlığın dinle değil, ulusal haklarla ilgili olduğu konusunda ısrar eden Filistin’in pozisyonuna terstir”.

***

Gelelim Hamas’a. 1 Mayıs 2017’de ilan ettiği ve 1967 sınırlarına dayanan bir Filistin’i kabul ettiği yeni siyasi programında Hamas, konumuz açısından önem arz eden şu ifadeleri kullanıyor:

“Hamas, ihtilafının Siyonist projeyle olduğunu, dinlerinden ötürü Yahudilerle olmadığını ilan eder. Hamas Yahudilere karşı Yahudi oldukları için mücadele yürütmemektedir, Filistin’i işgal eden Siyonistlere karşı mücadele yürütmektedir. Yahudilikle ve Yahudilerle kendi sömürgeci projelerini ve yasadışı varlıklarını sürekli özdeşleştirenler Siyonistlerdir”.

***

ABD’de dükkân sahiplerinin zararlarını kırmızı, kârlarını ise siyah renkli kalemle yazma geleneklerinden ötürü Şükran Günü’nü takip eden cuma günkü indirimli satışlara Kara Cuma denmesinden bile “bunlar bizim mübarek günümüze bir şey mi diyor” sonucunu çıkartacak kadar kompleksli ve özgüvensiz olan İslamcılarımız… Filistinlilere kulak verip Filistin meselesini dini bir mesele olarak görmezseniz “dinsel rencidelik” listenizden hiç olmazsa bir kalem eksilir. İsrail gaddar ve yayılmacı bir devlet, ona karşı çıkmak için bu özelliği kâfidir. “Açlığın dini olmaz, yoksulluğun vatanı” noktasına gelir misiniz bilinmez ama belki zamanla “mazluma dini, milliyeti sorulmaz” demeyi öğrenirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir